terzi kendi sokugunu dikemezmis

"nasıl olsa istediğim zaman yaparım" düşüncesi ile "bütün gün işte bunla uğraştım, şimdi bir de evde uğraşmayayım" düşüncesinin birleşmesi sonucunda ortaya çıkan durumdur.

asansorde sevisen dayilar

<bkz: yapmayin dayılar>

aglayarak uyanmak

yataktan bir anda doğrulmanıza sebep olur. neye uğradığınızı şaşırırsınız. hafifçe rüyanızdan kopup gerçek hayata dönmeye başlarsınız. ve hıçkırıkları arttırarak ağlamaya devam etmeniz muhtemeldir.
ağlamanın "olağanüstü rahatlatıcı" gelmediği anlardan biridir.

150 lira verip alinan oyunun birinci bolumunu gecememek

dandik ve sinir bozucu durum...

ruhun uyanan bedene tekrar girerken zorlanmasi

sanırım benim sabahları başıma gelen hadise...

sekerpare

yumurta kokusu gelmeyeni makbul olan tatlı.

trip atan erkek

hiç çekilmez. dahası erkek adama hiç yakışmaz. ılişki içindeki şımarikliklardan bahsetmiyorum, onlar zata mahsus. ama eni konu, etraflıca bir tartışma yaşanıyorken, konuyu açıklığa kavuşturmadan peki tamam deyip kestirip atmak ya da mevzuyu bir şekilde kapatmışken ertesi gün soğuk nevale hallerde gezmek falan. yok arkadaş, böylesiyle uğraşılmaz, koşarak uzaklaşmak lazım ortamdan.

hayatini kaybeden sozluk yazarlari

yakın zamanda portishead i görebilirsiniz...

cicisler

saf ya da salak olduklarına ilişkin tüm görüşlere karşın bana kalırsa bilkent'te aldıkları eğitimin hakkını fazlasıyla verdiklerini düşünüyorum.

ilk defa twitter sayfalarına baktım ve evet erotizm kokan bir tarzları var. ancak bana kalırsa yaptıkları ülkemizde pek bilinmeyen profesyonel parti kızlığı. bunun da reklamını çatır çatır 5 kuruş vermeden twitter üzerinden yapıyorlar. en basit kural. sex sells!!

paris hilton ve nicole ritchie ayarında kızlar bunlar. paris ablamız da porno skandalıyla başlayıp kendi kendisini darphaneye çevrimişti. bu kızlar da akıllı giderlerse 3-5 yıl sonra ilk milyon dolarlarını kazanmış olurlar.

herkes kendine baksın bence. bu kızlarda müthiş ticari zeka var. sen anca burda entry gir:)

djarum black

orjinal olduğunu anlamanın, bir yoluda barkodunun son 2 rakamının 19 olmasıdır. 26 filan verirlerse satıcının kafasına patlatın paketi kaçın.

araba sevdasi

baştan sona kadar bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olmasa da türk edebiyatında bu teknikle yazılmış ilk romandır. özellikle bihruz'un araba camından akıp giden yola baktığı kısımların anlatıldığı bölümlerde bu teknik epey başarılı bir şekilde kullanılmıştır.

bazen olmasi gereken olur

insanın kendini ölene kadar aldattığı gerceğini kabullenmesi.bir nevi kendiyle barısık olması hali.

ayrilmak

çeşitli türleri,çeşitli aşamaları vardır.ilk yüzleşildiğinde insan anlam veremez,"ne zaman her şey bu kadar kötü oldu,ayrılma noktasına geldi,bu kadar mı mutsuzduk,bu kadar mı tıkanmıştı" gibi sorulara yanıt bulamaz,bulamadıkça içi içini yer.kendini sorguladıkça hala ne kadar sevdiğini,sorunların birlikte çözülmeyecek cinsten olmadıklarını,daha ne kötülerinin birlaikte atlatıldığını,ayrı olamayacaklarını düşünür,bu düşünceleri bir yere kadar karşısındakine yansıtmaya çalışır ama her çabasında terslenir,aldığı kısa ve belirsiz cevaplar olur,her cevap daha da acıtır.size hala "seni seviyorum" diyebilen kişinin bunu derken "artık yoruldum,yürütemiyorum,ayrı kalmak istiyorum,belki daha sonra sensiz yapamam dönerim,ama artık istemiyorum" demesini kavrayamazsınız,bu çelişkiyi aklınız almaz.anlamak istediğinizde ise cevaplar giderek acımasızlaşır,"bitti işte,sen de bekleme,git başkasıyla çık,ne yaparsan yap,beni de rahat bırak" tarzındaki sözleri 6 yılınızı verdiğiniz insandan duymak "ölseydim daha iyi" dedirtir insana."keşke daha az kaprisli olsaydım,keşke daha çok huyuna gitseydim,keşke ona sevgimi daha çok gösterseydim,keşke onu daha rahat bıraksaydım" diye kendinizi suçlarsınız önce ama sonra anlarsınız ki bunların hepsi anlamsız,siz tüm "keşke"leri gerçekleştirmiş olsaydınız bile o gidecekmiş.biri eğer hala seviyorsa ilişkiyle ilgili sorunların çözümünü ayrılıkta aramaz."seni seviyorum" en fazla sizi üzmemek için söylenmiştir,laftır.sonra genelde içip içip "neden beni sevmiyor artık,neden beni artık istemiyor,nasıl beni bu kadar çabuk sildi" şeklinde hüngür hüngür ağlama devresine gelinir.yemek yenilmez,uyku uyunmaz,kalp çarpıntısı durmaz.tüm bu yasın ardından başınızı kaldırdığınızda anlarsınız ki zaten "istersen başkasıyla çık hayatını yaşa" diyen biri zaten sizi sevmiyordur,kim sevdiğini söylediği kişiyi başkasının kollarına itekleyebilir ki?bu söz ki acıtan sözler arasında en unutulmayacaklardan olacaktır,uzun süre ne zaman hatırlansa gözleri dolduracaktır.ve yıllar da zaten insana ne yapılırsa yapsın birine kendini zorla sevdirmenin mümkün olmadığını çoktan öğretmiştir.zaten onu geri istediğinizi yeterince belirtmiş,yeterince de terslenmişsinizdir,musallat olmanın alemi yoktur,yapılması gereken yeni bir hayata başlamak,yılların geçtiği,en güzel anların yaşandığı,tek sevilen,en çok sevilen,herşeyin ilki sevgilinin önüne "eski" sıfatını yerleştirmektir.arada düşünmeden edemezsiniz,aradan 10 yıl geçmiş,bir yerde karşılaşılmış,hayatlar bambaşka yönlerde ilerlemiş,ama gözlerde hala bir "acaba?"...başlamış bir ilişki,geçen yıllar,yitirilmiş bir "orta" ve şimdi gözlerde bu tereddüt.ortasına da sahip olmak için neler vermezdiniz...bu gibi gereksiz hayallere kapılan kişi kendine gelmeyi,arkasını dönüp gitmeyi öğrenmelidir.sizi nasıl darmadağın ettiğini,beklentisinin ne kadar bencilce olduğunu düşündüğünüz insanın aslında size söyleyemediği şey çok basittir:sizi artık sevmiyordur.kişi sevilmediğini anladığı an diretmemelidir.çok üzülür ama üzülmemelidir de.artık gidip başkasıyla mı birlikte olur,fellik fellik bu şehirden kaçmanın yollarını mı arar,hayata mı küser kendine kalmış ama unutmalıdır en çok sevdiğini,yok saymalıdır ki hayatına devam edebilsin,onun kolaylıkla yaptığı şeyi kendi de başarabilsin.

o zaman

mantıklı oldugunu düşündüğüm zaman dilimi

o vakit

<bkz: o zaman>

lakin

olumlu bir şey söyledikten sonra olumsuz bir şey söylemek için kullanılan bağlaçtır. kısa bir fikir yürütmeyle kelimenin etimolojik kökenini çözmek mümkün. arapça kökenli olumsuzluk anlamı veren la ile farsça kökenli kin kelimesinin yanyana getirilmesiyle oluşmuş. bu da "herhangi bir kinim, kötü niyetim olmadan" anlamına gelmektedir. dolayısıyla, aynı anlamı ihtiva eden kelimeler içinde meramını en iyi anlatan kelime gibi geliyor bana.

roka

topraga karistirinca tohumlarini, iki gunde size gulumsemeye baslayan nimet. yerini hic garipsemez, her ortamda guluseyen guzel insanlara benzer, dervis gibidir, candir.

mecburiyet

metazori kabulleniş anlamına gelen, moral bozucu bir kavram. üzerinde çokça düşünmeyi ve çözüm planları üretmeyi beraberinde getirir. katlanmak zorunda kalınan zaman süreci içinde, anksiyete yaratan fenomene şefkat ile yaklaşılması, pesimist duyguların hakim olduğu bu geçici tabloyu bir miktar katlanır kılıp, düzeltebilir.

vazgecmek

kendinden bir parçayı çöp kutusuna atmaktır. içinde onlarca ses varken, kafanda onlarca düşünce geçerken inadına susmak, kendini susturmaktır.
konuşsan karşındakini, sussan kendini yaralayacağını bilmek, öylece durmaktır.

kalp agrisi

bazen bunu tetikleyenler bir kaç şarkıdır sadece.